Maliye, KURGAN dedi, borçlu çıktı!
Vergi Denetim Kurulu’nca 1 Ekim tarihinde devreye alınan KURGAN (Kuruluş Gözetimli Analiz), vergi ve muhasebe uygulamaları açısından yeni bir milat oldu.
Önemli tutarlarda vergi kayıp ve kaçağına yol açan, suç ekonomisine kaynak sağlayan, İdarenin (VDK+GİB) ve yargının iş yükünü önemli düzeyde arttıran sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge (halk arasındaki tabiri ile naylon fatura) kullanımını önlemek için vergi mükellefleri aktif kontrol sürecine dahil edildi.
Önceki denetim süreci sahte belgenin düzenlenmesinden ve kullanılmasından yıllar sonra (5 yıllık zamanaşımının sonlarına doğru) sahte belge düzenleyicisi hakkında düzenlenen Vergi Tekniği Raporundan hareketle bu şahsın/firmanın kestiği faturaları kayıtlarına intikal ettiren işletmelerin incelemesi şeklinde gerçekleşiyordu.
Veyahut da “Özel Esaslar” kapsamında sahte belge yönünden yapılan tespitlerden hareketle bu inceleme ve denetimler söz konusu olmaktaydı.
Vergi Denetim Kurulu, KURGAN projesi ile mükellefe ait pek çok veriden hareket ederek sahte belge düzenleme ve kullanma risklerini bilgi işlem sisteminde bir algoritma çerçevesinde belirleyerek düzenleyici veya kullanıcı olasılığı olan mükelleflerin “cari dönemde” belirlenmesi yaklaşımına geçti.
Tedarikçiniz “nayloncu” olabilir mi?
Daha az KDV veya gelir/kurumlar vergisi ödemek için “nayloncu“ tabir edilen kişilerden sahte belge temin edildiği durumda, mantık olarak, zaten tedarikçinizin (!) niteliği hakkında hiç bir kuşkunuz olmayacaktır.
İlk kez bir mal/hizmet aldığınız ya da yıllardır mal/hizmet aldığınız satıcı (tedarikçi) şeytana uymuş ya da ürün çeşitlendirmesine giderek (!) naylon fatura ticaretine de başlamışsa ve sizin de bundan haberiniz yoksa ne yapacaksınız?
Zira biliyoruz ki mali alanda bulaşıcı hastalıkların en tehlikelisi, naylon faturanın defter ve belgelerimizle temas etmiş olmasıdır.
Bu durumla karşılaşmamak için Maliye’nin mükellefe tavsiyesi “ön kontrol”ü etkin bir şekilde devreye sokmak.
Kontrol olmaksızın satıcı ile temas kurmamak, satıcıdan emin olduktan sonra belgeleri kayıtlarınıza almak.
Satıcının nayloncu olmadığını nasıl anlayacağız?
Zor olanı, satıcının hem gerçek hem de gerçek olmayan satış yapan bir mükellef olması durumunda karşımıza çıkıyor.
Değerli meslektaşım YMM Berkay Cihan, Linkedin hesabında paylaştığı videoda “Ticari mal alımlarında, vergisel açıdan sorun yaşamamak için neler yapmak gerekir?” sorusuna cevap aramış. Oldukça eğlenceli ve öğretici bir yaklaşımla hazırlanan videoda rehberlik yapmış.
Kendince de işletmelere beş aşamalı bir kontrol ve korunma süreci önermiş:
1- Tedarikçiyi tanıyın, 2- Malın yolculuğunu takip edin, 3- Paranın izini sürün, 4- Gerçeklik kontrolü yapın, 5- Evrak zincirini sağlam kurun.
SMMM, YMM veya vergi mükellefi karşı tarafın “sakıncalı mükellef” olduğunu bilebilir mi?
“Üstadım, Maliye elinde bu kadar veri varken ben şu küçük muhasebe büromdan, işletmemden bunu nasıl bilebilirim? Üstelik mal ya da hizmetin bedelinin üzerine %20 gibi, kâr marjından yüksek bir oranda “iştah açıcı” bir KDV ödemişsem..” dediğinizi duyar gibiyim.
Yüzde yüz bu tespitinizde haklısınız.
Yere göğe koyamadığınız Yapay Zekâ programlarından “Tedarikçim riskli mi? Nayloncu mu?” diye soracak olsanız dahi cevap alma şansınız yok.
Bakabileceğimiz resmi veri; Dijital Vergi Dairesinden satıcının son 3 yılına ilişkin vergi levhasını görebilmek.
İkincisi de yine Dijital Vergi Dairesinden satıcının Maliye tarafından mükellefiyeti re’sen sona erdirilen mükellefler arasında yer alıp almadığını sorgulamaktır.
1993’te Hesap Uzmanları Kurulu’na hesap uzman yardımcısı olarak girdiğimde yılda bir kez Gelirler Genel Müdürlüğü tarafından basılan “Kırmızı” kapaklı sahte belge düzenleyicileri kitapçığından yararlanırdık.
Ancak mükellefin/meslek mensubunun buna ulaşma şansı hiç olmazdı.
Yıllar sonra dijitalleşme ile “Kırmızı Kitap” yerini, Gelirler Genel Müdürlüğünün dijital ortamda Kurullar ile vergi daireleri ile paylaştığı verilere bıraktı.
Ancak mükellefin/meslek mensubunun buna ulaşma şansı yine olmadı.
Neden Maliye mükellefe/meslek mensuplarına borçlu?
Bir satıcının sahte belge düzenleyicisi olduğunu inceleme raporlarıyla ya da kuvvetli tespitlerin yer aldığı belgelendirmelerle ancak Maliye bilebilir.
Maliye, bildiği bu bilgiyi mükellefle/meslek mensubuyla paylaşmalı mı? Evet!
Paylaşıyor mu? Hayır!
Paylaşmak zorunda mı? EVET!
Vergi Usul Kanunu’nun “Vergi Mahremiyeti” başlıklı 5. maddesinin beşinci fıkrası yıllardan beri Maliye’yi bu konuda mükellef kılmıştır.
Yasanın Maliye’yi mükellef kıldığı husus “Sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenledikleri veya kullandıkları vergi inceleme raporuyla tespit olunanların, kanunla kurulmuş mesleki kuruluşlarına ve 3568 sayılı Kanunla kurulan birlik ve meslek odalarına bildirilmesi vergi mahremiyetini ihlal sayılmaz. Bu takdirde kendilerine bilgi verilen kişi ve kurumlar da bu maddede yazılı yasaklara uymak zorundadırlar. Maliye Bakanlığı bilgilerin açıklanmasıyla ilgili usulleri belirlemeye yetkilidir.” şeklindedir.
Yani Maliye, sahte belgecileri ticaret ve sanayi odalarına, esnaf odalarına, barolara, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik Odalarına, Yeminli Mali Müşavir Odalarına, TÜRMOB’a bildirmek durumundadır.
İşte bize göre KURGAN, VUK Md. 5’teki bu borcu Maliye’ye hatırlatmıştır.
Yıllardır kendi açımdan bir uzmanlık dalı olarak seçtiğim, yazıp çizdiğim ve hayata geçirmeye çalıştığım mükellef haklarında bir ilke vardır:
“MÜKELLEFİN HAKKI, İDARE’NİN YÜKÜMLÜLÜĞÜDÜR”
VUK Madde 5 de, Maliye’nin yükümlülüğü ve mükellefiyetidir.
KURGAN’da mükellefe yüklenen yükümlülük eş zamanlı olarak Maliye’ye de sahte belge düzenleyen mükellefleri meslek odaları ile paylaşma yükümlülüğünü yüklemektedir.
Gerçek, samimi ve çağdaş mükellef hakları da bu borcun ödenmesini gerektirmektedir.
Tavsiye ettiğimiz video:
Berkay CİHAN, Yeminli Mali Müşavir; “Ticari Mal Alımlarında, Vergisel Açıdan Sorun Yaşamamak İçin Neler Yapmak Gerekir?”
(30 Kasım 2025 tarihinde vergialgi.com internet sitesinde yayınlanmıştır.)
Yorumlar
Yorum Gönder