2026’dan ne beklemeli?
“Bir zamanlar genç bir öğrencisi, at arabasıyla çıktıkları bir yolculuk sırasında bilge öğretmenine şu soruyu sorar:
– Hocam, şu arabaya oturduğumuzda beri sohbet ediyoruz. Başlarda basit günlük konulardan bahsettik. Geçen zaman boyunca konuştuğumuz konular derinleşti. Başta kendimi çok şey bilir sanıyordum. Şimdi ise artık hiç bir şey bilmediğimi ve çok yetersiz olduğumu fark ettim. Bundan hiç hoşlanmıyorum. Yolculuğun başında iken öğrendiklerim çok ve bana yeter sanıyordum.
Bilge şöyle cevap verir:
– Bak… Şu anda bizler bir at arabasının içindeyiz ve bence sohbetimiz hiç bir şey bilmediğimizi fark etsek de yolculuğumuzun en büyük değeri oldu. Ancak arabayı çeken atların tek bildikleri, bu yolculuğun sonunda onlara yemeleri için arpa verileceği. Arabacı da yakında ailesini beslemek için kazanacağı ücreti alacağını biliyor ve huzurlu. Atlara da arabacıya da bildikleri bu basit tek düşünceleri yetiyor. Hepimizin yolculuğu aynı ama; yolculuğumuz hakkında iki farklı algı söz konusu.
Şimdi söyle bana, sırf atlar bir tek arpaları düşünmekten tatmin oluyorlar diye, biz de mi öyle yapmalıyız?”
Mehmet Nuri Aslan üstadın bloğundan fark ettiğim bir Moris Levi yazısı ile (Oradan Buradan 45) yeni yıla başlayalım istedim sevgili dostlar.
2026, umutlarımızın yeşerdiği, kendimize güvendiğimiz, sahip olduklarımıza ve bize armağan edilenlere şükrettiğimiz, bunun için de çok çalıştığımız ve işimizi en iyi şekilde yaptığımız, başkasının derdiyle dertlenip sevinciyle sevindiğimiz bir yıl olsun.
(5 Ocak 2026 tarihinde vergialgi.com internet sitesinde yayınlanmıştır.)
Yorumlar
Yorum Gönder